Marslı bebek hayal değil

22 Ocak 2011

ABD’li bilim adamı Rhawn Joseph, NASA’nın tabu olarak gördüğü “uzayda seks” konusuyla ilgili kapsamlı bir araştırma yayımladı.

“İnsanoğlu cinseldir. Bu konuyu sıkça düşünür” diyen Joseph, astronotların uzayda seks yapmasının kaçınılmaz olduğunu ve hatta bir Dünyalı’nın Mars’ta çocuk doğurmasının dahi mümkün olduğunu belirtti.

FoxNews.com’a “Mars’ta Seks” isimli çalışması hakkındaki soruları yanıtlayan California’daki Beyin Araştırmaları Laboratuvarı’ndan Dr. Rhawn Joseph, “İnsanoğlu cinseldir. Bu konuyu sıkça düşünür. Bu yüzden eğer Mars’a bir yolculuk yapıyorsanız, uzun süre tecrit edilmiş olacaksınız ve yapacak çok şeyiniz olmayacak. Bir şeylerin olma ihtimali son derece yüksek” diye konuştu.  

Bir uzay aracıyla Mars’a gidip gelmenin yaklaşık 2 yıl süreceğini ifade eden Joseph, bu süre içerisinde astronotlar arasında duygusal bir yakınlaşma kurulma olasılığının fazla olduğunu söyledi.  

Joseph, astronotlardan birinin “Kızıl Gezegen”de dahi doğum gerçekleştirebileceğini, böylece ilk “Marslı bebek” ile de karşılaşabileceğimizi belirtti.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) “uzayda seks” konusunda resmi bir duruşu bulunmuyor. “Profesyonel sorumluluk konusundaki astronot yasaları”na göre, astronotlardan sadece “onurlu bir şekilde hareket etmeleri” bekleniyor.

Yorum Yok
read more

Güneş tacının gizemi çözüldü

11 Ocak 2011
space,world,planet,sun,technology,astronomy,science,solar Güneş tacının gizemi çözüldü

Güneş’in uzaya doğru uzanan parlak gazyuvarı olan ‘taç’ kısmının neden yüzeyden çok daha sıcak olduğu anlaşıldı.

Gökbilimciler tarafından uzun yıllardır Güneş’in dış atmosferinin yani tacının yüzeyinden çok daha sıcak olduğu bilinmesine karşın bunun nedeni belirsizdi.

NASA’nın ‘Güneş Dinamikleri Gözlemcisi’ adlı uydusu ile Japonya’nın Hinode uydusunun görsel güçlerinin işbirliği sayesinde bilimciler, Güneş’in yüzeyinden taç kısmına doğru fışkıran ve bu tabakayı milyonlarca dereceye ısıtan plazma fıskiyelerini doğrudan gözleyebilme imkanı yakaladılar.

‘İğne’ olarak adlandırılan bu küçük ve dar fıskiyelerin varlığı uzun süredir bilinmesine karşın, doğrudan incelenmeleri daha önce mümkün olmamıştı ve önemli bir etki etmeyecek kadar soğuk oldukları düşünülüyordu. Fakat bu noktalara ‘güçlü’ gözlerle tekrar bakılınca fıskiyelerin Güneş’in iç kısmındaki enerjiyi sıcak tacı oluşturmak üzere dışarıya taşıdıkları belirlendi.

Araştırma makalesinin başyazarı fizikçi Bart De Pontieu, doğrudan gözlenmeyen bu fıskiyelerin atmosfer sıcaklığını oluşturmadaki rollerinin uzun yıllardır gözden kaçırılmış olduğunu belirtiyor. De Pontieu ve bir grup araştırmacı 2007 yılında yeni bir tip iğne keşfetmiş. Tip II adını verdikleri bu daha hızlı hareket eden ve daha kısa ömürlü olan iğnelerin, yok olmadan önce saniyede 100 kilometrelik hızla püskürme gerçekleştirebildiklerini saptamışlar. Bu oldukça hızlı gerçekleşen yok olma durumu, fıskiyelerin taşıdıkları plazmanın çok sıcak olabileceğini akıllara getirse de doğrudan gözlenmeleri mümkün olamamış.

2010 Şubatı’nda aktif hale geçirilen Güneş Dinamikleri Gözlemcisi’ndeki Atmosferik Görüntüleme Aygıtı ile Japon Hinode uydusunda bulunan Güneş Optik Teleskobu, bu plazma fıskiyelerini oldukça yüksek çözünürlükle gözler önüne sermiş.

Ortalama 50 ila 100 km arasında değişen hızlara sahip bu püskürmelerin sıcaklığının genellikle 20.000 ile 100.000 santigrat derece arasında değiştiği ve nadiren de bir milyonun üzerine çıktığı hesaplanmış

Yorum Yok
read more

‘Kızıl Gezegen’in 34 yıllık sırrı

11 Ocak 2011
universe,space,planet,mars,organic matter,astronomy,science,technology ‘Kızıl Gezegen’in 34 yıllık sırrı

Viking 1′in Mars’ta bulduğu organik madde 34 yıl sonra keşfedildi.

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi’nin (NASA) 20 Temmuz 1976′da Mars’a indirdiği Viking 1 sondasının ”Kızıl Gezegen”den topladığı numunelerde organik materyal bulunduğu yeni anlaşıldı.

O dönemdeki analizlerde uzay aracının topladığı numunelere dünyadaki organik maddelerin karıştığını düşünen bilim adamlarının, Mars benzeri bir toprakta yaptıkları deneyde, Viking 1 uzay aracının, 34 yıl önce daha kuru ve tozlu bir araziye iniş yaptığı ortaya çıktı.

NASA’nın Kaliforniya’daki Ames Araştırma Merkezi’nden Christopher McKay, 34 yıl önce aydınlatılamayan konunun yeni gün ışığına kavuştuğunu belirterek, o dönemdeki analizlerin tersine, Viking’in Mars’ta organik materyal bulduğunu ifade etti.

Yeni araştırma, Ağustos 2008′de bir başka Mars sondası Phoenix’in iniş yaptığı yerde, ”perklorat” olarak bilinen güçlü oksijen parçalayıcı bir maddenin keşfine dayanarak yapıldı.

Bilimadamları kilit Viking deneyini, Dünya’nın en kuru ve Mars’a en çok benzeyen eri olan Şili’deki Atacama Çölü’nden getirilen toprağı perklorat ile zenginleştirerek yaptılar.

Araştırmacılar deneyin sonunda, Viking 1 sondasının elde ettiği, ancak bunların dünyadan karıştığına kanaat getirilen numunelerdeki aynı kimyasallar olan organik kalıntının parmak izlerini tespit ettiler.

Yorum Yok
read more

Uzay çöpü için 2 milyar dolar

26 Kasım 2010
cleaning,space trash,junk,russia,technology,science,satellite Uzay çöpü için 2 milyar dolar

Rusya dünya çevresinde bulunan uzay çöpünü temizlemek için 2 milyar değerinde yörünge kapsülünü inşaa edecek.

Rus bilim adamları, uzayın dünyaya yakın olan bölgesindeki çöplerin temizlenmesi için maliyeti yaklaşık 60 milyar rubleyi bulacak (2 milyar dolara) uzay aracını üretmeyi planladıklarını açıkladı.

Çin’in Xinhua ajansına açıklamalarda bulunan Rusya Roket ve Uzay Araştırma Merkezi ‘Energiya’ uzmanı Viktor Sinyavskiy merkezin kurmayı amaçladığı aracın uzayı 10 yıl içinde 600′e yakın sahipsiz uydudan temizleyebileceğini belirtti.

2020 yılına kadar uydunun montajı tamamlanacağını belirten Sinyavskiy, “2023 yılında temizlik cihazının ilk deneme uçuşu yapılması planlanıyor. Cihaz nükleer enerji üzerinde çalışacak 15 yıl boyunca hizmet verebilecek.” şeklinde konuştu.

Sinyavski ayrıca Energiya şirketinin, dünyaya yönelen herhangi tehlikeli uzay nesneleri imha etme imkanına sahip uzay uçağının tasarımı üzerinde de çalıştığını kaydetti.Uzaya ilk insan gönderen ülke olarak Rusya uzay araştırmalarına büyün önem veriyor. Bu çerçevede farklı çalışmalara sahip olan Rus bilim adamları, hafta başında Ay ve Mars’ta insanlı uzay istasyonlarını dış etkenlerden korumak için sistemler geliştirdiği belirtmişti.

Yorum Yok
read more