9 Mart 2010
Her diyet listesini deniyor ve spor yapıyorken kilo veremeyenlerden misiniz?
Atlanta’daki Emory Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, bağırsakta yiyeceklerin sindirimine yardım eden bakterilerin özellikle kirli su içilmesiyle artmasının iştahı da arttırdığını buldular. Dr. Andrew Gewirtz, fareler üzerinde yaptıkları araştırmayla yıllardır tartışılan bu konuya farklı bir boyut getirdiklerini söyledi. Önceki araştırmalarda, aşırı kiloluların sayısındaki artışın, katkı maddesi içeren besinlerin eskiye göre daha çok tüketilmesinden kaynaklandığını ifade eden Gewirtz, kendi araştırmalarının bağırsakta sağlıksız su tüketimiyle oluşan bakterilerin kilo alımında etkili olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.
Sindirim sistemi bakterilerinin sayısındaki artışın içilen suyun kirliliğiyle doğru orantılı olduğunu belirten Gewirtz, temiz su içmenin ve antibiyotik kullanmanın bakteri sayısını normal seviyelere çekebileceğini kaydetti. Diğer yandan ünlü tıp dergisi Journal Science’da yayımlanan araştırmada, aynı bakterilerin metabolizmayı olumsuz yönde etkileyerek kolesterol ile tansiyonun yükselmesine ve diyabete yakalanma riskini artırdığı vurgulandı.
Gewirtz, bir sonraki çalışmasında, kilo verme ameliyatı olan kişilerde sindirim sistemi bakterilerinin nasıl değiştiğini bulmaya çalışacağını söyledi
26 Şubat 2010
Aslında tüylenme, kumaşların yıpranmasından kaynaklanır. Sürtünme tüylenmeyi artırır. Öncelikle aldığınız ürünün tüylenme yapıp yapmadığı sorulmalı.
Yeni aldığınız kazak daha yıkamadan birkaç seferlik kullanım sonrası hemen tüylendi mi? Hatta zamanla tüyler birleşerek boncuklar haline gelip döküldü ve adı yeni, görünümü eski bir kıyafetiniz mi oldu? Birçoğumuzun başına gelen bu tatsız durum özellikle örme kıyafetler olmak üzere tüm kumaşların yıpranma problemlerinin başında gelir. Kıyafetlerin kullanım ömrünü kısaltan tüylenme ve boncuklanma örme (kazak, hırka, penye, sweat vb.) ve dokuma kumaşlardan mamul ürünlerin (pantolon, ceket, döşemelik kumaşlar vb.) en fazla sürtünmeye maruz kalan bölgelerinde meydana gelmektedir. Ceketlerin dirsek kısımları, pantolon ağları, kazakların kabana temas eden ön yüzeyleri, koltukların en fazla oturulan kısımları vb. gibi.
Tüylenme ve boncuklanma örme ve dokuma kumaşların fiziksel yapısıyla ilgili bir problemdir. Ciddi yıpranmaya sebep olan bu sorun, üç aşamada gerçekleşir: Kumaşı oluşturan kısa elyaf uçları yüzeyde tüylenmeye sebep olur. Kullanımla beraber bu uçlar birleşir ve bir lif yumağı olan boncuklar oluşur. Yine kullanımla beraber bu boncuklar yüzeyden dökülür ve kumaş dokusunda incelme meydana gelir. Örme kıyafetler (kazak, hırka, penye, sweat vb.) açık ilmek yapıları sebebiyle tüylenmeye daha müsaittirler. Yapısı daha sıkı olan dokuma kumaşlar daha az tüylenirler.
Kıyafeti poşetle buzlukta bekletmek tüylenmeyi engellemez
Kıyafeti poşet içinde buzlukta bekletmek tüylenme için bir çözüm değildir. Tüylenme ve boncuklanma tamamen kumaşta kullanılan ipliklerle ilgili bir sorundur.
Tekstil alışverişlerimizde yıkama talimatında “tüylenebilir” ibareli ürünler tercih edilmemelidir. Eğer alınacaksa da temizliği makinede değil kuru temizlemede yapılmalıdır.
Yıkama esnasında sürtünmeden dolayı tüylenme ve pamuklanma hızlanacağından dolayı makine çok doldurulmamalıdır.
Tüy bırakan kıyafetlerle tüy çekenler beraber yıkanmamalıdır.
Deterjan gereğinden az koyulmamalıdır. Deterjanın az olması, yıkama suyunun kayganlığını azaltır ve tüylenmenin artmasına sebep olur.
Eğer boncuklanma olmuş ve geriye dönülemiyorsa piyasada satılan kumaş tüylerini alan tıraş makineleri kullanılabilir.
6 Şubat 2010
Cardiff ve Bristol üniversiteleriyle King’s College London’dan bilim adamlarının araştırmasına göre, hamilelikte depresyona giren kadınların ergenlikte şiddete meyilli çocuk doğurma ihtimali 4 kat daha fazla.
HAMİLELİKTE DEPRESYONA DİKKAT
Bu bağlantının, kadın doğum yaptıktan sonra depresyona girmese bile geçerli olduğu belirtildi. Daha önce yapılan araştırmalar, doğum sonrası depresyonun çocuğun davranışlarını etkileyebileceğini ortaya koymuştu. Ancak doğum öncesi depresyonla çocuğun davranışı arasındaki bağlantıyı ortaya koyan yeni araştırma, bu alanda yapılan ilk çalışmalar arasında bulunuyor.
Bebek bekleyen kadınların yüzde 10 ila 15′nin depresyondan mustarip olduğu tahmin ediliyor. Telegraph’ın haberine göre, araştırma 120 kadın arasında yapıldı. Kadınlarla gebelik döneminde, doğum sonrasında ve çocukları 4, 11 ve 16 yaşlarındayken görüşüldü. Araştırma sonunda, hamileliklerinde depresyona giren kadınların çocuklarının 16 yaşında şiddete meyilli olması durumunun 4 daha fazla olduğu belirlendi.
Çocukların, diğer türde anti sosyal davranışlar gösterme olasılığının da daha fazla olduğu ortaya çıktı.