Kılıçdaroğlu açılıma lanet okudu

8 Haziran 2010

Kılıçdaroğlu açılıma lanet okudu

Çanakkale’den hükümete seslenen Kılıçdaroğlu, açılım politikasını ise sert sözlerle eleştirdi.
 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’de güven içinde yaşanıyorsa şehitlerin bunun anahtarı olduğunu belirterek, “Biz bunu biliyoruz ona saygı da gösteriyoruz ama açılım politikalarıyla Türkiye’yi ayrışma sürecine sokan o politikaları da lanetliyoruz” dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkan Yardımcıları Hakkı Suha Okay, Umut Oran, Haluk Koç ve milletvekilleriyle çıktığı Trakya gezisi kapsamında, Çanakkale’nin Gelibolu ilçesine bağlı Bolayır beldesinde, Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşa’nın türbesi ile vatan ve hürriyet şairi Namık Kemal’ın mezarını ziyaret ederek, karanfil bıraktı, dua etti.

Mezarlık girişinde ayran ikram edenlerle hatıra fotoğrafı da çektiren Kılıçdaroğlu, daha sonra Gelibolu’ya geçerek, parti otobüsünden halka seslendi.

“ÇANAKKALE’DE YİNE RECEP BEY DEDİ”

Türkiye’de rantçı iktidarın değil artık halkçı iktidarın olacağını, önce halkın zenginleşeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, yoksulluğu tarihe gömeceklerini, sosyal devleti kuracaklarını kaydederek, şunları söyledi:

“Recep Bey açılım meraklısı. Sevgili Recep Bey, bir çiftçi, emekli, işçi, esnaf açılımı yap. Bu milletin derdi nedir gör. Dün futbolcularla açılım toplantısı yapmış. Recep Bey’in haberi yok kendi kalesine gol atmış, ne olduğunu bilmiyor. Sadece kendi kalesine gol atsa ‘eyvallah’ diyeceğiz ama çiftçiyi de emekliyi de memuru da perişan ettin. Millet işsizlik diye yanıp tutuşuyor. Ama Recep Bey önemli bir şey söyledi ‘Her üniversiteyi bitiren çocuk iş bulacak diye bir kural yoktur’. Allah aşkına bir Başbakan bu lafı Almanya’da, Fransa’da, Japonya’da söylese ertesi gün alaşağı ederler.”

“HALK İKTİDARI HEYECANI VAR”

“Sandık geliyor” diye konuşan Kılıçdaroğlu, “Bu coğrafyada yoksulluğu tarihe gömeceğiz. Bir heyecan var Türkiye’de, halk iktidarı heyecanı var. Bu heyecanı dalga dalga Anadolu’ya yayacağız” dedi.

İnsanın düşünceleriyle, fikriyle, inançlarıyla Allah’ın yarattığı en değerli varlık olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Siyasetin konusu inanç değildir, siyasetin konusu etnik kimlik değildir. Siyasetin konusu vatandaşın derdidir. Dik duran, onurlu bir Türkiye’dir bizim sorunumuz” diye konuştu.
AÇILIM POLİTİKASINI LANETLEDİ

“Şehitlerimiz bizim onurumuzdur, güvencemizdir, şehitlerimiz bu tarihi kentin de onurudur” diyen Kılıçdaroğlu, “Eğer biz güven içinde yaşıyorsak, şehitlerimiz bunun anahtarıdır. Biz bunu biliyoruz ona saygı da gösteriyoruz ama açılım politikalarıyla Türkiye’yi ayrışma sürecine sokan o politikaları da lanetliyoruz” şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu daha sonra Gelibolu Belediyesi’ni ziyaret etti. Burada bir gazetecinin, “Dar alanda kısa paslaşma gol zamanı dediniz. Orta sahada top kimin elinde. Ana Muhalefet Partisi lideri olarak Başbakanla dar alanda kısa paslaşmalar yapmaya hazır mısınız açılım konusunda?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Sayın Başbakan açılım süreci içinde kendi kalesine gol attı ama attığı golün farkında değil. O açıdan sayın Başbakanın futbolculuğu da tartışılabilir. Sayın Başbakan gerçekten futbol oynadıysa futbolun kurallarını biliyorsa, bu açılımla Türkiye’yi hangi sorumsuz alanlara, hangi açmazlara soktuğunu kendisinin görmesi lazım. Onu da ifade ettim ama sayın Başbakan futbolcularla dar alanda kısa bir paslaşma içine girecek mi, girmeyecek mi onu da göreceğiz. Sayın Başbakanın benimle bir programa çıkacağını hiç ama hiç sanmıyorum. Dar alanda değil karşılıklı oturup bütün ülkenin bizi izleyebildiği bir tartışma programını ben de isterim.”

Yorum Yok
read more

Kılıçdaroğlu nu espriyle karışık vurdu

8 Haziran 2010

Kılıçdaroğlu'nu espriyle karışık vurdu

Kılıçdaroğlu Arınç’ı “İsrail’in avukatı” olarak suçlayınca Arınç açtı ağzını yumdu gözünü… Arınç’ın cevabı tehdit gibi…

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Başbakan İsrail’in avukatını arıyorsa sağına baksın ifadesini kullandığının” hatırlatılması üzerine Arınç, “Sağında Sayın Çiçek var. Ben solundayım” dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İsrail’in yardım gemilerine saldırısını soruşturmak üzere kurulacak komisyona üye vermeyeceğini açıklamasına ilişkin “Bu Soruşturma Komisyonunun onlar istemeseler bile kurulacağını ve görevini yapacağını düşünüyoruz” dedi.

Arınç, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün 90. Kuruluş yıl dönümü nedeniyle Basın Yayın Hatıra Ormanı’na ağaç dikim töreni sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Birleşmiş Milletlerin, Gazze’ye yardım götüren gemilerin İsrail askerlerinin saldırısına uğramasını soruşturmak üzere bir komisyon kuracağını belirten Arınç, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un olayın derhal incelenmesi ve soruşturulmasını istediğini, bunun için de belirli bir süre verdiğini, olayı son derece üzücü vahim bulduğuna yönelik açıklamaları olduğunu anımsattı.

Ban Ki-moon’un, 4-5 kişiden oluşacak komisyonun başkanlığına Yeni Zellanda’nın eski başbakanın getirileceğini, Türkiye’den ve İsrail’den kendisinin de tayin edeceği bir kaç temsilcinin, soruşturmayı süratle yapmasını arzu ettiğini ifade ettiğini anlatan Arınç, “Bu, Türkiye’nin taleplerini karşılanmasıdır, Genel Sekreterin duyarlılığıdır. Türkiye bu talebinde haklı bir noktaya gelmiştir” dedi.

Arınç, “İsrail, bu komisyona üye vermeyeceğini açıkladı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” soruya “BM ve tüm dünya kamuoyunu karşısına alan, saldırganlığı ve işlediği suç nedeniyle endişe ve tedirginlik içinde olan İsrail’in bu tavrı onların nasıl bir haleti ruhiye içinde olduğunu da göstermektedir. Ancak bu soruşturma komisyonunun onlar istemeseler bile kurulacağını ve görevini yapacağını düşünüyoruz. Bu BM Genel Sekteri ve Genel Sekreterliğinin görevleri dahilinde olan bir konudur. Dolayısıyla Türkiye istediğini almıştır. Genel Sekreter aynı konuda, aynı duyarlılığı göstermiştir.

En fazla 2 ay içerisinde bu soruşturma komisyonun görevini yapmasını ve sonuçlarını da Genel Sekretere takdim etmesini Türkiye istemektedir. Eminim ki süratle kurulacak ve görevini yapacaktır” karşılığını verdi.

-”ÇOK KONUŞUYOR, ÖLÇÜSÜZ KONUŞUYOR”-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Başbakan İsrail’in avukatını arıyorsa sağına baksın ifadesini kullandığının” hatırlatılması üzerine Arınç, “Sağında Sayın Çiçek var. Ben solundayım” dedi.

Arınç, “Bir defa burada bir yanlışlık olmalı. Sayın Kılıçdaroğlu yeni genel başkan oldu. Süratle Türkiye’yi dolaşmaya başladı. Bu, bir genel başkan için çok güzel. Ama konuşmalarına çok fazla dikkat etmiyor. Çok konuşuyor, ölçüsüz konuşuyor, tartmadan konuşuyor, karizması zedeleniyor, bir hafiflik içerisine giriyor. Ben tecrübeli bir siyasetçiyim, hiç genel başkan olmadım ama kendisine bir tavsiyem var, çok fazla konuşmasın ve sözlerini, ölçerek, tartarak, doğru olduğunu bildikten sonra konuşsun” diye konuştu.

Tevrat’ta yer alan emirlerle ilgili tartışmalara değinen Arınç, şunları kaydetti: “Ortada bir gerçek var. Sayın Başbakanımız, Konya’da konuşurken İsrail’in bu saldırganlığını tekrar gündeme getirdi ve İsrail’in daha iyi anlaması için Tevrat’taki bir emirden bahsederek, önce İngilizce, sonra İbranice’sini söyledi. O da ’öldürmeyeceksin.’ Konuşan kim? Türkiye’nin başbakanı. Muhatap aldığı yer neresi? İsrail hükümeti. Şimdi doğru olarak bu soruya, bu konuşmaya cevap vermesi gerekenin İsrail tarafından birisi olması gerekmez mi? Ama çok garip bir şey oluyor. Keşan’da kalabalıkları karşısında görünce sayın Genel Başkan coşuyor, o da meğerse Tevrat’ı biliyormuş, ’9. emir de şöyle, 10. emir de böyle’ diyor. Burada bir yanlışlık var. Ben sizinle konuşuyorum ama şu dağın arkasından, bana biri bir şey söylemeye çalışıyor.

Başbakan da bunu bir başka konuşmasında ’Ben muhatap olarak Tel Aviv’i almıştım.

Ama cevap Keşan’dan geldi.’ diyor. Bu bir polemiktir ama doğru bir polemiktir.

Çünkü Başbakan konuşmasında Tel Aviv’i hedef alırken, sayın Kılıçdaroğlu’nun Keşan’dan sanki kendisine söylenmiş gibi bunu kabullenip, karşı cevap vermesi çok garip değil mi sizce? Herhalde, sanıyorum, mülakat sırasında bunu sormuşlar o da ’Ben Tel Aviv’in avukatı değilim. Avukat istiyorsanız filan kişiye bakın’ demiş.”

-”HADİSE BİR İÇ POLİTİKA HADİSESİ DEĞİLDİR”-

Mesleğinin avukatlık olduğunu ve 25 yıl avukatlık yaptığını kaydeden Arınç, hem siyasi hem mesleki hayatında daha çok mağdurların, mazlumların, hak ve hukuku yenmiş insanların avukatlığını yaptığını söyledi. Başbakan Vekilliği yaptığı 31 Mayıs sabahından itibaren İsrail’in bu saldırıları karşısında ne söylediğinin çok açık ve seçik belli olduğunu ifade eden Arınç, bunları tekrarlamaya bile gerek duymadığını, bundan da hicap duyacağını belirtti.

Arınç, “Dolayısıyla benim gibi bir insana, kendi üstündeki suçu atmak isterken, başkasına bir şey söyleme gayretinde olmasını sayın Genel Başkanın acemiliğine bağlıyorum, düşünmeden konuşmasına bağlıyorum. Türkiye’de Tel Aviv’in, İsrail hükümetinin bu saldırganlığı karşısında, buna sahip çıkacak bir tek kişi bulamazsınız. Kaldı ki sayın Genel Başkan olaydan sonra çok olumlu bir açıklama yapmış ve olaydan duyduğu üzüntüyü ifade etmiştir. Sayın Bahçeli de bunu söyledi. Diğer genel başkanlar da bunu söyledi. Hadise bir iç politika hadisesi değildir. Hepimizin yüreğini dağlayan bir hadisedir” şeklinde konuştu.

-”TEL AVİV’İN AVUKATLIĞI”-

Arınç, bu yanlışlıkların CHP’de sadece Kılıçdaroğlu ile sınırlı olmadığını iddia ederek, sözlerini şöyle tamamladı: “Sayın Genel Başkanları Baykal da geçmişte her günkü konuşmalarında şu veya bu ithamla yargılanan insanların avukatlığına soyunmuştu. Türkiye’nin hiçbir meselesi yokmuş gibi, dünyada hiçbir gelişme olmuyormuş gibi, Amentu gibi her gün kürsüye çıktığında bir yerlere mesaj veriyordu. Çıkar amaçlı suç örgütlerin, meşru hükümeti devirmek isteyenleri, balyozlu, kafesli, oydu, buydu, bir takım planlarla yargılanan veya yargılanmakta olan kişilerin avukatlığını üstlendiğini ifade ediyordu. Bu avukatlık ona pahalıya mal oldu.

İnanıyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu, bu yanlış düşüncesinde ısrar ederse ona da pahalıya mal olabilir. Tel Aviv’in avukatlığını yapacak insanlar yok içimizde.

İnandıklarımızı çok açık ve seçik biçimde ortaya koyuyoruz. Böyle basit suçlamalarla, sadece çok laf konuşmak için ortaya atılan iddiaları ciddi bulmadığımızı da ifade ediyoruz. Çok yenisiniz, az konuşun, öz konuşun, doğru konuşun ve sağındaki, solundaki insanları suçlamayı bırakın” diye konuştu.

Yorum Yok
read more

Kılıçdaroğlu Trakya da umut dağıttı

5 Haziran 2010

Kılıçdaroğlu Trakya'da umut dağıttı

CHP’li Kılıçdaroğlu, “Recep Bey” diye seslendiği Erdoğan’ı eleştirdi, hükümetin ekonomik politikasını yerden yere vurdu.
 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ”Bu coğrafyada terör bitsin artık. Aç ve açıkta bırakmazsak, herkesin karnı doyarsa, teröre en büyük darbeyi vurmuş oluruz” dedi.  Trakya’da konuşan Kılıçdaroğlu, halkın temiz siyaset ve temiz toplum istediğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Tekirdağ Cumhuriyet Meydanı’nda ”Ergene’yi de temizleyeceğiz, siyaseti de temizleyeceğiz. Yaratacağımız temiz toplumda siyasetçi halka hesap verecek. İşin özü bu’ diye konuştu.

”Hep beraber şunu yapacağız; seçim sırasında sandığa gideceğiz ve Recep beye dersini vereceğiz. Diyeceğiz ki ‘Sen yoksulluğu, açlığı önleyemedin, işsizliği yükselttin’. Peki ne oldu? Rant düzenini kurdular. Biz ne yapacağız? Halk düzenini kuracağız. Rantın iktidarını yıkıp, halkın iktidarını kuracağız. Temel hedefimiz bu bizim” diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“KILIÇDAROĞLU EMEKLİLERE SESLENDİ”

”Emeklilere sitemim var. AKP’yi iktidar yapanların temel noktası bizim emeklilerimiz. Emekliler bütün oylarını verdiler. Emekliler eşleriyle birlikte 13-14 milyon eder. Memurlar isterlerse bir partiyi tek başına iktidar ederler. Şimdi emeklilere soruyorum; ikinci sınıf vatandaş olmayı kabul ediyor musunuz? Söz veriyorum, sizi mili gelir artışından pay alan bu ülkenin yurttaşı haline getirmek bizim boynumuzun borcudur.”

Refahı tabana yayacaklarını, sosyal devleti kuracaklarını, yoksulluğu yeneceklerini belirten Kılıçdaroğlu, ”Yoksulluk en acı olanıdır. Yoksul ailede kadının yaşadığı dramı kimse yaşayamaz. Eğer kocası eve gelmiş, bir şey getirememişse, tenceresi kaynamıyorsa, iki çocuğu varsa, o kadının dramını kimse anlayamaz. O zaman yapacağımız nedir? Aile sigortasını kurmaktır. Aile sigortasını kurduğumuz zaman insanları mercimek, makarna kuyruğuna almayacağız. Kadının hesabına aylığını yatıracağız. Yoksul insanın da bir onuru vardır, yoksulluğunu teşhir etmeyeceğiz. Onun için ‘yoksulluğu tarihe gömeceğiz’ diyoruz” şeklinde konuştu.

”KORKU İMPARATORLUĞUNU AL AŞAĞI EDECEĞİZ”

”Sadece devlette 2 milyon taşeron işçi var. Sen işçi çalıştıracaksan niye araya taşeron koyuyorsun? Bu düzeni yıkacağız ki işçi de hakkını arayabilsin, sendikalı olabilsin” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Korku imparatorluğunu al aşağı edeceğiz. ‘Demokrasi, hak, özgürlük’ diyorlar, ama vatandaş telefonla konuşmaktan korkuyor. Bunun neresi demokrasi, neresi özgürlük? O zaman yapacağımız şey, özgürlüğü tam kuracağız.

İş adamı konuşmaktan, medya yazmaktan korkuyor. Köşe yazarı oto sansür uyguluyor. Bu medya halkın gözü, kulağı, sesi olmayacak mı? Medya gerekirse bizi de eleştirecek. Biz eleştiriden ders almasını bilen bir siyaset anlayışına sahibiz. Ama medyayı da özgür kılacağız. Sistemi yeniden kurarken, halkın iradesinin hakim olduğu hakça bir düzen kuracağız.”

İskenderun’daki terör saldırısına da değinen Kılıçdaroğlu, ”Biz şehitlerimize de saygı gösteriyoruz, onların ailelerine de baş sağlığı diliyoruz. O şehitler bizim onurumuzdur, güvencemizdir. Bu vatan için gerekirse hepimiz can vermeye hazırız, hazır olmalıyız zaten. Ama gönlümüzde yatan şu; bu coğrafyada terör bitsin artık. Aç ve açıkta bırakmazsak, herkesin karnı doyarsa, teröre en büyük darbeyi vurmuş oluruz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’de geçmişte siyasette ayrılık gayrılık yaşandığını belirterek, ”Demokrat Parti’ydi, şu partiydi, bu partiydi diye artık Türkiye’nin ayrılma lüksü yok” dedi.

Daha sonra Tekirdağ Belediyesini ziyaret eden Kılıçdaroğlu, belediyenin çalışmaları hakkında bilgi aldı.

Tekirdağ Belediye Başkanı Adem Dalgıç, ressam Recep Hazar’ın yaptığı ve Kılıçdaroğlu ile torununun yer aldığı kara kalem tabloyu CHP liderine hediye etti

Yorum Yok
read more

Gandi den Erdoğan a teneke cevabı

26 Mayıs 2010

Gandiden Erdoğana teneke cevabı

Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın bugünkü grup toplantısında kendisine teneke demesini şu sözlerle geri iade etti.
CHP’nin 33. kurultayına kravatsız gelerek eleştirilere neden olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Ben kendimi halkı yakın hissediyorum, spor giyinmeyi seviyorum o yüzden kravat takmadım” demişti.

40 yıldır CHP yönetiminde bulunan ve Deniz Baykal’a yakınlığııyla tanınan CHP Genel Sekreteri Önder Sav da bu modaya uydu. Sav, kurultaydan sonra ilk gezisini Zonguldak’a gerçekleştiren Kılıçdaroğlu’nu yalnız bırakmadı. Hep takım elbise ve kravatla görmeye alışık olduğumuz Sav’ın aynı Kılıçdaroğlu gibi kravat takmadığı dikkatleri çekti.

ERDOĞAN’A TENEKE CEVABI

Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın bugünkü grup toplantısında, CHP kurultayı sonrasındaki yönetim değişikliğini kast ederek söylediği, “Tenekeyi istediğiniz kadar altın sarısına boyayın, altın olmayacaktır. Teneke tenekedir” sözlerine de cevap verdi.

Kılıçdaroğlu Başbakan Erdoğan’ı, “Havuzlu villada altın olmaktansa, halkın arasında teneke olurum” şeklinde cevapladı

Yorum Yok
read more