İlaçlar o kadar masum değil

24 Şubat 2010

İlaç kullanma konusunda çok sorumlu davrandığımızı söyleyemem. İlaç firmalarının tanıtımı ve özendirmesi sonucunda neredeyse hepimiz bazı ilaçların devamlı kullanıcısı haline geliyoruz. Örneğin hipertansiyon ilacı kullanan, hiçbir zaman “Ben tansiyonumu acaba yaşamıma ve beslenmeme özen göstererek belli bir dengede tutabilir miyim?” diye düşünmez. Tansiyonu yükselme eğilimine girdiği zaman tuzu azaltmayı, stresinden arınmayı hiç düşünmez, hemen herhangi bir tansiyon ilacını kullanmaya başlar. Doktorlarının tavsiyesiyle veya komşularının ya da dostlarının.

Başlamak çok kolay

Çünkü yaşamına, yediğine, içtiğine dikkat etmek ona zor gelecektir. Kolayı hangisi? Herhangi bir tansiyon ilacını sorumsuzca alıp, başlamaktır. Ondan sonra da bu ilaçların girdabına girmektir. Halbuki kişi şunu bilmez: Bir ilaca başlamak onu bırakmaktan çok daha kolaydır. Aldığı o ilacın vücudundan neler alıp götürdüğünü, neleri eksilttiğini, elektrolit dengelerini nasıl bozduğunu bilmez. Ya da hangi tür tansiyon ilacı kullanması gerektiğini, bunun da vücutta tansiyonu yapan nedeni tespit etmeden sorumsuzca kullanılamayacağını.

Hastalarımdan 30 – 40 yaşın üstüne çıkmış kişilerde “Ben ilaç kullanmayı sevmem ya da hayatımda hiç ilaç kullanmadım” diyenler, beni hekim olarak çok mutlu eder. Ve de onları ilaç kullanmaya özendirmem. Mümkün olduğu kadar da az kullanmalarını öneririm.

Şunu iyi bilirim ki her bir ilacın kendisiyle beraber getirdiği sorunlar vardır. Bazen de düzelmesi mümkün olmayan. Şunu da çok iyi bilin. İlacın masum olanı, zararsız olanı yoktur. Bir konuda vücudun o andaki ihtiyacını karşılarken diğer taraftan zarar verir. Nedense biz bu zararları hep gözardı ederiz.

Son zamanlarda hastalarımda B vitamininin bazı yan etkilerini görmeye başladım. İnsanda yaptığı alerjik reaksiyonlardan dolayı bunu tespit ettiğimiz anda o ilaç ne olursa olsun hemen kesin ve bir hekime danışın. Israrla kullanmaya devam etmeyin.
Tabii ki bir sektör sizin ilaç kullanmanızı isteyecektir, kendi malını satmak ve pazarlamak adına. Fakat gelin siz bu sektörün kurbanı olarak kendi vücudunuzu seçmeyin. “Şu ilaç bana çok iyi geliyor” diyerek başkalarına ve dostlarınıza tavsiye etmeyin. Vereceğiniz zararları düşünün. Bu alışkanlıktan da vazgeçin.

Birbirlerini nasıl etkiler?

Bir de avuç avuç ilaç kullananlara sesleniyorum. Aldığınız ilaçlardaki kimyasalların birbirini nasıl etkilediğini bilmiyorsunuz. Biri diğerinin etkisini artırıyor mu veya azaltıyor mu? Bunu hekiminizle çok ciddi biçimde konuşun. Ona göre bu ilaçları kullanmaya devam edin ya da etmeyin. Çünkü alınan bu kimyasallar kesinlikle birbirlerini etkiler. Bazen herhangi bir hastalık için aldığınız bir ilacın etkisinin tam olmadığını ya da çok aşırı miktarda etkilediğini görebilirsiniz. O zaman aldığınız bu ilacın diğer ilaçla etkileşiminin ne olduğunu sorgulayın. Hekiminize danışın, körü körüne kullanmaya devam etmeyin.

Örneğin alkol kullanan insanlarda ağrı kesicilerin etkilerinin azaldığını görürsünüz ya da çok artığını. Onun için alkolle ağrı kesiciler ve antibiyotikleri özellikle kullanmayın. Amerika’da bu aşırı ilaç kullanımı olduğu için özellikle alkol konusunda insanlar uyarılır.

Nasıl ki bir toplumun gelişmişliği kaldırımlarıyla ters orantılı ise aynı şekilde ilaç kullanımıyla da ters orantılıdır. Çok ilaç kullanan toplumlar çok gelişmiş değildir.

Mesela bizde kemik erimesi (osteoporoz ) için kullanılan ilaç miktarı çok fazla. En gelişmiş ülkeler insanlarına bu kalsiyum eksikliğini ilaçla değil de aldıkları gıdalara konulan vitamin ve minerallerle karşılar. Çok daha da yararlıdır. Nedense ülkemizde maliyeti çok daha yüksek yararı da tartışılan ilaçlar haline döner bu destekler.

Milyarlarca dolar tutan bu tür ilaç harcamalarını halkımızın yararına çevirmek, ulusal sağlık politikalarımız olmalı. Halkımızın sorumsuzca ve şuursuzca ilaç kullanımını, onları eğiterek düzenlenmesi en baştaki görevlerimizden biri olmalı. Özellikle hekimlerimizin.

Tıp fakültelerinde verilen eğitimlerde ilaçların birbirlerine etkileşimleri çok iyi şekilde öğretilmeli ve bu konunun önemi vurgulanmalıdır. Bunları yapar ve halkımızı da bu konuda bilinçlendirirsek insan sağlığına daha büyük hizmet verdiğimizi , o zaman düşünebiliriz. Yoksa çok ilaç tüketerek değil.

Yorum Yok
read more

Ömrü uzatacak ilaç

3 Şubat 2010

Bilim insanlarının üzerinde çalıştığı bir ilaç insanları 100 yaşına kadar yaşatmayı amaçlıyor. İlaç şeker hastalığı, Alzheimer ve kalp hastalıklarından koruyacak. Araştırma uzun ve sağlıklı yaşamayı sağlayan üç gen üzerinde yapılırken yaşlanmayı da geciktirecek.

BİRÇOK HASTALIĞA İYİ GELİYOR

New York’taki Albert Einstein College of Medicine tarafından yürütülen araştırmadaki bilim adamlarından Dr Nir Barzilai, DNA yapısında bu üç genin bulunmasının Alzheimer’ın görülmesini yüzde 80 oranında azalttığını söyledi. Bu genetik miras aynı zamanda sigaranın, kötü beslenmenin, obezitenin ve egzersiz eksikliğinin neden olduğu sorunlardan da koruyor.

Üç yıl içinde testlere başlanacağı belirtilirken daha uzun yaşamayı sağlayan genlerin bulunmasıyla yaşlanmanın da geciktirileceği belirtiliyor.

Yorum Yok
read more

Mucizeyi ilaçta aramayın

29 Ocak 2010

Hiçbir kontrolü olmadan satılan ve bitkisel olarak pazarlanan zayıflama hapları kilo verdirmek bir yana insan sağlığına zarar veriyor. Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Ayça Ilıca, fazla kilolardan kurtulmak için ilk adresin iyi bir diyetisyen olduğunu söyledi. Ancak metabolik bir hastalık söz konusuysa uzman bir doktora danışılmasını öğütleyen Ilıca, ‘Kilo vermek ciddi bir iştir. Gerekirse hem diyetisyen hem de doktorla takip edilmesi gerekebilir. Mutlaka bir egzersiz programı da önerilir. İlaç kullanmak yeterli ve doğru bir seçenek değildir. Bitkisel içerikli diye birçok ilaç piyasada pazarlanıp, insanları kandırıyor. Tüm bitkisel ürünlerin güvenliği ile ilgili yeterli bir çalışma yok. Zayıflamak uğruna sağlığınızdan olabilirsiniz. Kilo kaybı zaman ister, davranış değişikliği gerektirir’ dedi. Farmakognozi ve Fitoterapi Derneği üyesi Dr. Özgür Göknel de, ölüme bile yol açabilen zayıflama ürünlerine ve içeriklerine dikkat çekerek şunları söyledi:

‘Ülkemizde gerek Tarım Bakanlığı izinli, gerekse kaçak yollardan getirtilen ve zayıflattığı söylenen bir takım ürünler kilolu kişiler tarafından kullanılmaktadır. Sadece doktor kontrolünde ve reçetesiz kullanılması yasak olan, sibutramin ve orlistat etken maddeli ilaçlar, maalesef bazı eczanelerden temin edilebiliyor. Bu durum, ölüme varan son derece tehlikeli sonuçların doğmasına neden oluyor.’

Doğal ürünleri tercih edin
ZAYIFLAMA ilaçlarında kullanılan en yaygın bitkisel takviyelerden birkaçı lahana, yeşil elma, kırmızı biber ve sirke. Uzmanlar bu ürünlerin doğal yollardan tüketildiği takdirde daha fazla yarar sağlayacağı görüşünde. Yağ yakıcı olarak bilinen lahanadan çorba yapılmasını öneren diyetisyenler, yeşil elmayı da ara öğünleri geçiştirmek amacıyla tavsiye ediyor.

Yorum Yok
read more