Teröristi çoban sanan komutan listede

24 Temmuz 2010

Teröristi çoban sanan komutan listede

Hakkında tutuklama kararı çıkartılan Balyoz sanığı komutan arasında Gediktepe’deki o komutan da var.
Balyoz davasında 25 muvazzaf general dahil 102 subay hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Haklarında yakalama emri çıkarılan isimler arasında emekli ve muvazzaf general ve amiraller de bulunuyor. Aralarında Başbakan Erdoğan’ın Gediktepe siperinde bulunan Tümgeneral Gürbüz Kaya da var.TERÖRİSTLERİ ÇOBAN ZANNETMİŞTİ

Gürbüz Kaya hatırlanacağı üzere 11 askerin şehit olduğu Gediktepe saldırısında “teröristleri çoban sandık” sözleriyle gündeme oturmuştu. Yüksek Askeri Şura’ya girecek Balyoz sanığı 24 muvazzafın terfilerinin tehlikeye girdiği belirtiliyor.

Saldırı sonrası gazetecilere açıklama yapan Kaya, “İlk alınan görüntülerde ateşe karşılık verilmediği için bu görüntülerin çoban, köylü, ya da kaçakçı olabileceğinin düşünüldü.” diye konuşmuştu.

GENELKURMAY SAVUNDU MAHKEME TUTUKLAMA KARARI ÇIKARDI

Flaş kararın Genelkurmay’ın sanıkları savunmasından sonra gelmesi ilginç bulundu. TSK tutuklamalar çıkmadan önce sanıkları savunmuş ve “sanık bile olsalar görevlerinin başındalar” şeklinde açıklama yapmıştı..

TERFİ ALAMAZLAR

Darbe suçlamasıyla yargılanan muvazzaf askerlerden bazılarının 1-4 Ağustos tarihleri arasında yapılacak Yüksek Askeri Şura’da terfi alıp alamayacakları tartışma konusu.

Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 65’inci maddesine göre dava açılan personel hakkında terfi ve kademe ilerlemesi yapılmıyor.

İşte o maddenin ilgili bölümü:

“Soruşturma veya kovuşturmasının devamı nedeniyle terfi edemeyen subay ve astsubaylardan; açığa çıkarılan, tutuklanan ya da açıkları kaldırılanlar veya tahliye edilenler hakkında, davaları neticeleninceye kadar, bu Kanunun 32 nci maddesinin (b) bendinde yer alan en çok rütbe bekleme süreleri ile 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 40 ıncı maddesinde belirtilen rütbe karşılığı yaş hadleri uygulanmaz. Bunların Silahlı Kuvvetlerde kalabileceği azami süre, emsali neşetlilerin Silahlı Kuvvetlerdeki görev süresi kadardır.”

TSK MAYINI İLE ŞEHİT OLAN 7 ASKER İLE GÜNDEME GELMİŞTİ

Tümgeneral Gürbüz Kaya, daha önce Çukurca’da 7 askerin şehit olmasına neden olan mayının TSK’ya ait olduğu itirafıyla gündeme gelmişti. 7 askerin şehit olmasına neden olan mayının PKK’ya ait olduğu söylenmiş, ancak Kaya’nın internete düşen ses kayıtlarında mayınların TSK’ya ait olduğu ortaya çıkmıştı.

 Emekli Oramiral Özden Örnek 2003-2005 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak görev yaptı. 2005 yılında emekli oldu.

Bir dergide kendisine ait oluduğu söylenen darbe günlükleri yayınlandı. Örnek günlüklerin kendisine ait olmadığını öne sürdü.

Özden Örnek, Balyoz Soruşturması’nda Ege denizinde Yunanlılarla kriz çıkartılması iddialarının yer aldığı ‘Suga’ adlı planla suçlanıyor.

Emekli Orgeneral İbrahim Fırtına ise Örnek ile aynı tarihlerde Hava Kuvvetleri Komutanıydı. Balyoz soruşturmasında ‘Oraj’ planını hazırlamakla suçlanıyor.

‘Oraj’ planına göre Ege’de bir Türk savaş uçağının düşürülerek ülkede kargaşa yaratılmaya çalışılacağı öne sürülüyor.

Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın ‘Balyoz Darbe Planı’na zemin hazırladığı iddia ediliyor. Bu iddialar mart 2003′de İstanbul’da yapılan bir seminer çalışmasına dayanıyor.

Dönemin Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan ‘Balyoz Davası’nın 1 numaralı sanığı.

Eski Birinci Ordu Komutanlarından Emekli Orgeneral Ergin Saygun da İstanbul’daki seminere katılanlardan.

Emekli Korgeneral Engin Alan Özel Kuvvetler Eski Komutanı. Abdullah Öcalan’ın Kenya’dan getirilmesi sürecinde operasyonu yöneten isim.

Hakkında tutuklama kararı çıkan muvazzaf generaller de var. Bunlar arasında Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç ve Kuzey Deniz Saha Komutanı Mehmet Otuzbiroğlu bulunuyor.

‘Islak İmza Davası’ sanığı Albay Dursun Çicek ile faili meçhul cinayetler davasından tutuklu bulunan Albay Cemal Temizöz de 102 kişi arasında bulunuyor.

Yorum Yok
read more

İrtica için pkk yla işbirliği önermiş

20 Temmuz 2010

İrtica için PKK'yla işbirliği önermiş

Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri’den ele geçirilen notlardaki planlar insanın kanını donduruyor.
 Balyoz darbe planı davasının sanıklarından emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri’den ele geçirilen notlardaki planlar insanın kanını donduruyor. İddianamede Tanyeri’nin, irticayla mücadele için PKK’yla işbirliği tezi geçiyor…

Tanyeri, el yazısı notlarında öncelikli hedef olarak gördükleri irtica ile mücadele için PKK’yla işbirliği yapılması gerektiğini belirtiyor. Tanyeri, iddianamenin 953. sayfasında yer verilen “Süha Tanyeri Defteri Plan Semineri Hazırlık Notları” adlı dosyada, “Bölgede PKK-KADEK ile işbirliği yapacak kişiler önceden tespit edilmelidir.” ifadelerini kullanıyor. Süha Tanyeri, notlarında birinci tehdidin irtica olduğunu iddia ediyor.

İrticai faaliyetlerde bulunan kişilerin yanı sıra bölgedeki basın yayın organlarının, kurumların tespit edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca halkın günlük ihtiyaçlarının belirlenmesi, çalışmaların çok gizli yapılması gerektiğini kaydediyor.

Tanyeri, sıkıyönetim ilanı halinde sivil kişilerle irtibat kurulması, sıkıyönetim bildirilerinin anlaşılır olması gerektiğini belirtiyor.

“Süha Tanyeri Konuşma El Kartları” adlı dosyada ise ülkeyi sıkıyönetime götürecek senaryoyu kaleme almış:

“… 22 Şubat 2002 tarihinde İzmit’te bir grup ilköğretim okulu müdürü ve öğretmenleri çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında türban ve başörtüsü yasağını protesto etmeye yönelik kanunsuz bir yürüyüş yapmaya teşebbüs etmiştir… Başlangıçta yürüyüşün önlenmesi için alınan tedbirleri müteakip meydana gelen olaylar giderek büyümüş, emniyet güçlerinin olaylara müdahale etmede gecikmiş olması, bazı bölgelerde ise müdahale etmeyerek pasif destek vermesi nedeniyle pek çok işyeri tahrip edilmiş ve iki gün içinde 25 kişi ölmüş, yaklaşık 500 kişi de yaralanmıştır.

(7) İstanbul Fatih’te 28 Şubat 2002 tarihinde aşırı dinciler tarafından Atatürkçü düşünceyi savunan dernek binalarına yapılan saldırı sonucunda çıkan çatışmalarda çok sayıda bina ve işyeri tahrip edilmiş, olayların İstanbul genelinde yayılması sonucu 30′un üzerinde insan ölmüştür. Kentteki pek çok mağaza ve ev yağmalanmıştır. Can derdine düşen halk, orduya ait kışla ve jandarma karakollarına sığınmıştır. İstanbul’un birçok semtinde sokak çatışmaları her gün vuku bulmaktadır. İstanbul genelinde halk sokağa çıkamaz hale gelmiştir, işyerleri ve birçok alışveriş merkezlerine yönelik yağmalama olaylarının artış göstermesi nedeniyle esnaf kepenk kapatmak zorunda kalmış ve birçok zaruri gıda maddesi … temininde zorluklar yaşanmaya başlanmıştır. Yetkililer tarafından İzmit ve Adapazarı’nda da gerilimin oldukça yükseldiği dile getirilmiştir. Bu olaylar üzerine Bakanlar Kurulu Milli Güvenlik Kurulu’nun tavsiyesi ile sıkıyönetim ilan etmiş ve karar Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün TBMM onayına sunulmuştur. Ancak TBMM’de üye yeterli sayısına ulaşılamadığı için sıkıyönetim kararı onaylanamamıştır.”

Tanyeri’nin notları arasında 12 Eylül öncesi ve sonrasında sıkıyönetim komutanlığı tarafından yayımlanan bildiriler yer alıyor. 12 Eylül’le bu kadar ilgilenilmesinin neyin hedeflendiğini gösterdiğini belirten savcılar, “Sıkıyönetim sırasında hangi işlemlerin yapıldığı öğrenilmeye çalışılmıştır. Yani kaba tabirle, şüpheliler o dönemden kopya çekmeye çalışmışlardır.” tespitini yapıyor.

Yorum Yok
read more

Sanık komutan konuştu herkes ağladı

15 Temmuz 2010

Sanık komutan konuştu herkes ağladı

Duruşmadakiler anlatılanları nefeslerini tutarak dinledi, sözleri duyan Emekli amiral Öğütçü gözyaşlarını tutamadı.
 Kardak krizinde adaya çıkan timin komutanı Türkşen, “o günü” ilk kez şu cümlelerle anlattı;

“Buradakilere baktığınızda terör örgütü şüphelisi olarak görebilirsiniz ama ben Ercan Kireçtepe’ye bakınca Kardak’a gidecek botun benzini olmadığı için kredi kartıyla benzin alan kişiyi görüyorum. O bayrak oradan gidecek diye 3 saat içinde benzini alıp ekmek arası peynir yaparak oraya gittik. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’yı arıyor. O da bizi aradı. Ben nasıl ‘Komutanım benzin yok’ diyeyim. Şimdi ise burada terör örgütü üyeliğinden yargılanıyoruz.”

Amirallere suikast ve Kafes davaları ile birleştirilen Poyrazköy davasında 11’i tutuklu 69 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.

TUTUKLU SANIKLAR İLE 25 TUTUKSUZ SANIK KATILDI

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar emekli Binbaşı Levent Bektaş, Deniz Yarbay Ercan Kireçtepe, Deniz Binbaşı Erme Onat, Deniz Binbaşı Eren Günay ve emekli SAT komandosu Ergin Geldikkaya, teğmenler Faruk Akın, Sinan Efe Noyan, Alperen Erdoğan, Burak Düzalan, Yakut Aksoy, Tarık Ayabakan cezaevinden getirildi. Emekli Koramiral Feyyaz Öğütçü ile Tuğamiral Levent Görgeç’in de aralarında olduğu 25 tutuksuz sanığın katıldığı duruşmada müdahil Agos gazetesi adına da avukatlar hazır bulundu.

ÖĞÜTÇÜ: “ÖNCE BENİM MÜTALAM ALINSIN”

Duruşma Poyrazköy davasının tutuksuz sanıklarının savunmasının alınmasıyla başladı. Mahkeme Başkanı’nın, Yarbay Mustafa Turhan Ecevit’in adını söylemesi üzerine söz alan emekli Koramiral Feyyaz Öğütçü, 2007-2009 yılları arasında Kuzey Saha Deniz Komutanı olarak görev yaptığını belirtti. Bu olayların komutanlığı bünyesindeki SAT Grup Komutanlığı’nda cereyan ettiğini hatırlatan Öğütçü, “Bir takım önlemler almaya çalışmıştım. Sanıkların savunmalarından önce benim mütalaam alınırsa daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum” dedi. Mahkeme Başkanı Kuban ise öncelikle savunmaların alınacağını söyledi.

YARBAY ECEVİT’İN SAVUNMASI

Bunun ardından tutuksuz sanık Yarbay Mustafa Turhan Ecevit savunmasına başladı. Hiçbir zaman kanun ve hukuk dışına çıkmadığını ifade eden Yarbay Mustafa Turhan Ecevit, suçlamaları kabul etmedi. Hukuk sisteminin ön yargıların ötesine geçemediğine şahit olduğunu anlatan Ecevit, “Yapılan zulme anlam vermekte zorlandım. Bu dava siyasi dediler. Biz askeriz. Hiçbir siyasi görüşün adamı değiliz” dedi.

ECEVİT: TASFİYE YOLU

Savunmasına, iddianamedeki ihbar mektuplarını açıklayarak devam eden Ecevit, “Bizim içimizdeki birkaç arkadaşımız iftiralarla tasfiye etmeye karar vermiş ya da verdirilmiştir. Bizim üzerimizde başlayan iftiralar Deniz Kuvvetleri içinde tasfiye yolu haline gelmiştir” dedi.

ALBAY ALİ TÜRKŞEN’İN SAVUNMASI

Ecevit’ın ardından tutuksuz sanık Albay Ali Türkşen savunmasına Namık Kemal’in “Düşmek üzere yıldırım ekser mualla tak arar, herkese gelmez bela erbabı istihkak arar” dizeleriyle başladı. Bağlı olduğu tek örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri olduğunu kaydeden Türkşen, “Bu davada ‘TSK’nın içinde hainler, emniyette işbirlikçiler vardır ve bunun yargıya ne kadar işlediğini ise yapılacak yargılamanın sonunda göreceğiz’ der hale geldik” dedi.

KARDAK KRİZİNDE TİM KOMUTANIYDIM

1990-1997 yılları arasında SAT Grup Komutanı olarak görev yaptığı sırada iki önemli görevde yer aldığını söyleyen Türkşen “Bu görevlerde yer almakla iyi mi yaptım, kötü mü yaptım bilmiyorum. Ancak bugün buraya getirdiler. Hayatta bazı şeyleri eksik yapsaydık, bugün burada olmazdık. Burada olmaktan hiç üzülmüyorum. İnanıyorum ki, bu davanın sonunda beraat edeceğiz. Sadece ailelerimiz yıprandı. Yer aldığım ilk görev 1993 yılında 14,5 ton uyuşturucu yüklü gemi Lucky-S’e el konulmasıdır. İkinci olarak ise, Kardak krizinde adaya çıkan timin komutanıydım. Her iki olayda da tek bir mermi kullanılmadı” dedi. Dönemin komutanı Özden Örnek’in verdiği emir doğrultusunda Kardak çıkarmasına ilişkin hazırladığı hatıratı mahkemede gösteren Türkşen, hatırattan bir bölüm okudu.

KARDAK’A GİDECEK BOTUN BENZİNİNİ KREDİ KARTI İLE ALDIK

Türkşen şunları söyledi:

“Buradakilere baktığınızda terör örgütü şüphelisi olarak görebilirsiniz ama ben Ercan Kireçtepe’ye bakınca Kardak’a gidecek botun benzini olmadığı için kredi kartıyla benzin alan kişiyi görüyorum. O bayrak oradan gidecek diye 3 saat içinde benzini alıp ekmek arası peynir yaparak oraya gittik. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’yı arıyor. O da bizi aradı. Ben nasıl ‘Komutanım benzin yok’ diyeyim. Şimdi ise burada terör örgütü üyeliğinden yargılanıyoruz.” Türkşen mahkeme heyetine Kireçtepe’nin kullandığı kredi kartının 1996 yılına ait 16 lira 73 kuruşluk fişini gösterdi.

ÖĞÜTÇÜ AĞLADI

Mahkemede sanıkların savunma yaparken çok ağır laflar ettiğini belirten Türkşen’in sözleri Öğütçü’nün ağlamasına neden oldu. Türkşen savunmasında şunları kaydetti;

“Ancak Levent Bektaş öyle bir laf söyledi ki, bana göre o laftan sonra hükümet üniversite hocaları cumhurbaşkanı, başbakan, herkes işini bırakıp bu sözü tartışmalıydı. Bektaş ‘Benim askerlikle sorunum yok. Ben dünyaya yeniden gelsem, yine asker olurdum, yine SAT olurdum. Ama bu ülkenin ordusunda değil’ demişti. Bektaş’a bu sözü ettirenleri asla affetmeyeceğim” dedi. Bu sözler üzerine salondaki tutuklu tutuksuz sanıklar, izleyiciler ağladı. En çok dikkat çeken ise Feyyaz Öğütçü oldu. Öğütçü, gözyaşlarına hakim olamayınca gözlüğünü çıkarıp güneş gözlüğünü taktı. Ancak gözyaşlarını durduramayan Öğütçü, cebinden çıkardığı mendiller yaşlarını sildi. Bu duygusal anlar üzerine Mahkeme Başkanı Oktay Kuban, duruşmaya 1 saat ara verdi.

Yorum Yok
read more

Cihaner tahliye oldu bombaladı

19 Haziran 2010

Cihaner tahliye oldu bombaladı

Savcı Cihaner’in tahliyesi iki farklı kesimi karşı karşıya getirdi. Bir kesim alkış tutarken bazı çevreler ise endişeli;
Yargıtay tarafından tahliyesine karar verilen İlhan Cihaner, ayağının tozuyla sert mesajlar verdi, görevime en kısa sürede başlayacağım diyerek yürüttüğü soruşturmalarla ilgili mesaj verdi. İşte Cihaner’in gündeme bomba gibi düşen sözleri;4 aydır yer yer çok ağır hukuk ihlallaleri sonucu özgürlüğümüz kısıtlandı. Yetkili mahkeme önüne ilk kez çıktık. Onlarda hukukun gereğini yaptılar. Süreç henüz devam eden bir süreç. En çok zararı biz gördük bu süreçte. Ama yargıya olan güven ne olursa olsun sarsılmaması gerekir.

YARGI SALDIRI ALTINDA

Yargı ideolojik saldırı altında. Yargının güvenilmez olduğu gibi bir takım tezler öne sürülüyor. Mutasyona uğramış DGM mahkemeleriyle karşı karşıyayız.

CİHANER’DEN FAŞİZM SUÇLAMASI

Bugün yaptığınız sıradan bir hareket yarın sizin önünüze terör suçu gibi çıkıyorsa bunun adı faşizmdir.

İnanıyorum ki bu ülkede daha özgür günleri tekrar yaşayacağız

Yorum Yok
read more