25 Kasım 2010

Bilimadamları acı veren hatıralardan kurtulmak için bir hap üretmenin eşiğindeler. İşte ayrıntılar
Herkesin hayatında unutmak istediği kötü anılar vardır. Geçmişten gelen bu davetsiz misfirleri kovmanın bir yolu bulunabilir mi?
Uzmanlar yaşanan travmaların izlerini silmek için beynin korku merkezinden kaldırılması gereken proteinleri keşfetti.
Johns Hopkins Üniversitesi’nden uzmanlar, fareler üzerinde yaptıkları çalışma ile beynin kaygı ve korkularla mücadele eden kısmını gözlemledi.
Bu çalışma sonucunda kötü hatıralar yaşandıkça beyinde üretilen proteinler sebebiyle oluşan ‘hassas pencere’ keşfedildi.
Bu proteinler sabit olmadığı için bu acı hatıraları haplar yardımıyla sonsuza kadar ortadan kaldırmak mümkün olacak.
Buluş sayesinde travma sonrası stres bozuklukları da tedavi edilebilecek.
Çalışmalar fareler üzerinde yapılmış olsa da, bilimadamları insanlarda da aynı sonuçlar elde edileceğini söylüyor.
24 Kasım 2010

Danimarkalı bilimadamları, ideal rejim için 8 Avrupa ülkesinde araştırma yaptı, ilginç bulgular ortaya çıktı.
Danimarkalı bilimadamları, 8 Avrupa ülkesinde yapılan ve bu alanda şimdiye kadarki en geniş çaplı araştırmada, kilo almamak için ideal rejimi tespit etti.
New England Medicine dergisinde yarın yayımlanacak
“Diyojen” adlı araştırmayı yürütenler, hedeflerinin obeziteyi engellemek ya da onunla savaşmak için en iyi gıda rejimini tespit etmek olduğunu belirtti.
İDEAL BESLENMENİN SIRRI
Sağlıklı 5 ila 17 yaşında en az bir çocuğu bulunan ve 18 ila 65 yaşlarındaki anne-babadan oluşan 772 Avrupalı ailenin konu edildiği araştırma sonucunda, fazla sürpriz yaratmaksızın, ideal beslenme rejiminin proteinler açısından zengin, hayvani yağlar ve nişasta ile şekerli besinler açısından zayıf olduğu belirlendi.
Araştırmaya göre, ideal diyet, beyaz et, yağ içeriği azaltılmış süt ürünleri, lifler için fasulye ve daha az beyaz ekmek ya da nişasta açısından zengin beyaz pirinç içeriyor.
DOYA DOYA YİYEBİLİRSİNİZ!
Bilimadamları araştırmalarında, denek ailelerde fazla kilolu veya obez olan 938 yetişkini ve 827 çocuğu seçti.
Bu tip bir rejimle kalori saymanın gerekmediğini ve kilo almadan doyana kadar yemenin mümkün olduğunun altını çizen araştırmacılar, çalışmalarında, Danimarka hükümetininkiler de dahil olmak üzere Avrupa’daki diyetisyenlerin tavsiyeleri ile iştahı dizginlemek için proteinler ve nişastalı şekerli besinlere önem veren son tıbbi gerçekleri kıyasladı.
Araştırmaya başlamadan önce 8 hafta süreyle günlük 800 kalorilik bir rejime sokulan yetişkinler, bu süre zarfında ortalama 11 kilo verdi.
Bu denekler daha sonra rastgele seçilerek 5 ayrı rejime sokuldu. Araştırmacılar, hepsi hayvani yağlar açısından zayıf olan ve altı ay süren bu rejimlerin hangisinin kilo almamak için en etkilisi olduğunu belirlemeye çalıştı.
Bilimadamları sonunda, proteini zengin ve nişastası ile şekeri zayıf rejimin en etkilisi olduğunu gördü
23 Kasım 2010

Bakan Akdağ kararlı muayenehaneleri tarihe gömecek. İşte Akdağ’ın beklediği o karar;
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, muayenehanelerle ilgili Anayasa Mahkemesi’nin kararını beklediklerini söyledi. Gerekçeli karar sonrası yeni bir kanun için düğmeye basacaklarını söyleyen Akdağ, yeni bir kanunla muayeneleri tarihe gömeceklerini iddia etti. Akdağ, Aile Hekimliği uygulamasının da tüm yurt geneline yayıldığı bilgisini verdi.
Recep Akdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığının 2011 yılı bütçesinin sunumunda yaptığı konuşmada, Bakanlığının gelecek yılki bütçesinde koruyucu ve temel sağlık hizmetlerine 6.5 milyar TL’lik pay ayrıldığını bildirdi.
Doğum öncesi bakım hizmetlerinden yararlanma oranını yüzde 94′e çıkarmayı hedeflediklerini, 2008′den bu yana 12 bin dolayında yüksek riskli gebenin doğum öncesinde hastanelerde misafir edildiğini anlatan Akdağ, 2011′de hastanede doğum oranını yüzde 94′e yükseltmeyi amaçladıklarını bildirdi.
AİLE HEKİMLİĞİ YAYGINLAŞTIRILACAK
Akdağ, aile hekimliğinin 73 ilde 63 milyon kişiyi kapsayacak şekilde genişletildiğini, 13 Aralık itibariyle uygulamanın bütün Türkiye’ye yaygınlaşmış olacağını duyurdu.
”Sağlığın geliştirilmesi ve teşviki” adı altında kişilerin kendi sağlıklarını korumasının amaçlandığını, bunun için obezite ve tütün başta olmak üzere birçok alanda mücadele yürüttüklerini anlatan Akdağ, ”Ülkemizde 1998′de yüzde 55 olan normal kiloya sahip kişilerin oranı 2010′da yüzde 27.5′e düşmüş durumda. Bu çok önemli bir mesele. Bireylerin yaşam şekillerini değiştirmesi sağlanmalı” diye konuştu.
Tütünle mücadelede de önemli gelişmeler sağlandığını ifade eden Akdağ, iş yerlerindeki tütün yasağı ihlallerinde para cezalarının belediyeler yerine kamu kurumlarınca tahsiline ilişkin yasal düzenlemeye gitmeyi hedeflediklerini belirtti.
”MUAYENEHANE ÇİLESİNİ TARİHE GÖMECEĞİZ”
Hekimlerin tam gün çalışmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Akdağ, şöyle konuştu:
”Türk sağlık sisteminin eski yapısında, vatandaş ister SSK, ister devlet hastanesine gitsin annesini-babasını sırtına alıp özellikle ciddi hastalıklar için genellikle bir muayenehaneye çıkarmak zorunda kalırdı. Bu, Türkiye’de büyük ölçüde ortadan kalktı. Şu anda Sağlık Bakanlığında çalışan 30 bine yakın uzmanın yüzde 92′si tam gün çalışıyor. Bunu yüzde 100′e ulaştırmak için bir kanun yaptık, maalesef Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın bir yorumu kanunun bazı maddelerinin yürütülmesini engelledi. Ancak bütün bunlara rağmen geldiğimiz noktanın bir özetidir, bugün Sağlık Bakanlığında çalışan 30 bine yakın uzman hekimin sadece yüzde 8′i hastane dışında pratik yapıyor. Yüzde 92 oranında bu problem çözüldü. Tam Gün Yasası’nı yaptığımızda, tam gün çalışma oranı yüzde 88 idi. Bazı maddeler iptal edilmiş olmasına rağmen bu oran yüzde 92′ye çıktı.
Türkiye bu problemi bitirmiş durumdadır. Artık bundan geriye gidiş olmaz. Ne bizim hükümetimiz döneminde ne de başka hükümet döneminde buna vatandaş izin vermez. Yarın vatandaşı muayenehanelere geri götürecek bir sağlık sistemi eğilimi olsun, vatandaş buna asla müsaade etmez ve buna sebep olacakları da siyaseten ağır biçimde cezalandırır. Bu büyük bir çileydi, Türkiye bu çileden büyük ölçüde kurtulmuştur. Şimdi Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını bekliyoruz. O karar çıkınca da yeni bir kanunla bu çileyi tamamen tarihe gömeceğiz, çünkü hala üniversite hastanelerinde sıkıntılar var.”
20 Kasım 2010

Sindirime katkısı, kansere karşı koruyucu özelliği bilinen kayısının bir faydası daha ortaya çıktı.
Kanseri önleme özelliği olan kayısının, yapılan deneyler sonucu kalbi koruyucu özelliği olduğu ve kalp krizi riskini de azalttığı belirlendi.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Dekanı Prof Dr. Ramazan Özdemir, fareler üzerinde yapmış olduğu deneyler sonucunda kayısının kalbi koruyucu özelliği olduğunu ve kalp krizi riskini en aza indirdiğinin saptandığını belirtti. Kayısının aynı zamanda ritm bozukluklarına da iyi geldiğinin ortaya çıktığını aktaran Özdemir, şu bilgileri verdi:
”Kayısıyla ilgili fareler üzerinde bir deney yaptık. 9 ile 12′şerli 3 grup halinde yaptığımız deneyde, düzenli olarak her gün bir grup fareye az miktarda, bir grup fareye daha yoğun miktarda kayısı yedirilirken, diğer gruba da hiç kayısı verilmedi. Bir süre sonra kesilen farenin ve bağlanan damarına kriz uygulandı. Laboratuvar ortamında kayısı yiyen ve yemeyen fareler arasındaki kriz riski kıyaslandı. Kayısı yemeyenlerde kriz riski fazlayken, yiyenlerin bu riski çok daha az taşıdığı görüldü. Çalışmamız A grubu dediğimiz en üst düzeydeki bir bilimsel dergide, incelendikten sonra yayınlandı. Aslında bu hayvan deneyi olmasına rağmen büyük bir gözlemsel çalışmaydı. Aynı zamanda bu grupta ritm bozukluğu da takip edildi. Kayısı yiyen grupta yemeyen gruba göre ritm bozukluğunun daha az olduğu belirlendi.”
Kayısının içermiş olduğu bazı elementlerin hücre koruyucu özelliği olduğuna işaret eden Özdemir, şunları anlattı:
”Kayısı, tıpkı bir ilaç gibi mi etkili oluyor, tabi ki hayır. Ancak kayısının içerdiği bazı önemli elementler var. Özellikle meyvede bulunan potasyum içeriği çok fazla. Kayısının şeker miktarı gerçekten çok güzel bir düzeyde. Antioksidan içeren kayısı, damar tıkandığı zaman oluşan hipopsiyi (beslenme bozukluğu) en aza indirecek özelliğe sahip. Bu özelliklerine baktığımız zaman kalp krizinden daha az etkilenme olayını da doğrulamış oluyoruz zaten.”
GÜNDE 3-5 KAYISI YENMELİ
İnsanlara günde en az 3 ile 5 kayısı yemelerini önerdiklerini belirten Özdemir, kayısının aynı zamanda iyi bir enerji kaynağı olduğunu kaydetti.
Özdemir, ”Kayısı, betokaroten denilen madde içerdiği için göz sağlığı açısından da önemli. Kayısı bağırsakları yumuşatıp, cildi de güzelleştiriyor. Her gün abartmamak şartıyla kayısı yemek insanların sağlığını önemli ölçüde etkileyecektir” dedi.